• Kategorilerim

susuyorum

Pazar, Aralık 13, 2009 ·

susuyorum yoksunluklara,
bir şiir düşüyor dilime,
yazıyorum,
cinayet romanında maktul
olarak geçiyor kayıtlara adım,
bir mumun alevinde yanıyor
bütün özlemlerim,
hangi yol bu kadar uzak gelir insana,
hangi yoksunluk ölümü hissettirir bu kadar,
ve yine susuyorum gecenin sislerinde,
bir şiir düşüyor dilime,
yazıyorum,
hiç satılmayan kitapların
arka kapağında anlatıyorum kendimi,
bir siluetim yok,
ayna görmeyeli yüzyıllar oldu,
yüzüstü bedenim herhangi bir caddenin
soğuk zemininde,
üzerimde gazete kağıtları
kendi manşetimi karalıyorum,
bir şiir düşüyor dilime,
yazamıyorum,
akıyor kan dilime.

anlat baba

Salı, Ocak 20, 2009 ·


başlamadan yoruldum
sıfırdayım daha
iteklenip zamana
zorlandık yaşamaya
mutlulukdamı parayla
doymuyor ki karın
duayla

bir çocuk
içinde zamanın
sıfırda daha
gelmemiş ki hiç yarın
yavşak yüzlüler
sarmış etrafını
hayallerde kalmış
yarım

nefes almış sadece
insan gibi
paraya bürünmüş
puştlar gibi
görmemiş hayatı
bir kırık oyuncak
mış isteği

başlamadan yoruldum
hayat denen
yolculuğa
düşler büründü
ayrılığa
hayat böyle
zormu be baba
yalanla dolanla
dönüyor
bu kahpe dünya

sende bırakma elimi
kaypak suratlar
gibi
sar işte
anlat bana yarını
güzelmiş gibi.

Salı, Ocak 20, 2009 ·


her bir çizik
geçmişin anılarından
kazır anın gerçekliğini
hayatımı aramaya düşerim
di'li zaman cümlelerde

yalnızlık örseler bedenimi

daldıkça derinlere
acılarım ağır basar
gözyaşlarım
fışkırır çatlaklardan
geçmişin türküsü
tecelli eder
kimsesiz anlarımda
hayatın yırtık sayfalarında
suretimi ararım
ki hep hatalar
karşılar beni
asık suratlarıyla

bilirim
geri gelmez geçmişin yüzleri
hiç bir kül
doğurmaz yeni bir gün ertesi

sustum bunca yıl
ahraz misali
üç maymunlar sızdı bedenime

şimdi fışkırıyorum
geçmişin karanlığından
yine gelse diyorum o an
yeni bir dünya yaratırdım
masum gözyaşlarından



veda

Pazar, Aralık 14, 2008 ·


"canım hiç bu kadar acımadı"

gitmek hiç bu kadar ağır olmadı
yerçekimini hiç bu kadar
hissetmedi bedenim
ve senin çekiminden ötürü
çok yanıyor tenim

hayata küfürler saçıyorum
yarına, bugune ve düne
yalnızca senle geçen her güne
sonsuz saygım
ve kendime
siyah bir sayfa açıyorum

sessiz bir şarkıda
adını duymaya çabalar
kulak zarlarım
keman sesinde
görünür yüzün
bir filmin en acı
sahnesi gibi bu veda
bu bir kara hüzün

bana kal de
gözlerimin içine bak
ve adımı hecele
tut beni ne olur
bırakma
ıssız bir kente
diyebilmek isterdim
gözlerinin içine
akıtıp kendimi
bir veda mektubunun
son hecesi olabilir
bu sözler ancak
bana düşmez bunlar bile
gitmek yazılmış
bir kez daha yine

özlemek böyle birşeymiş
ben yeni tattım
itiraf ederim
sevgisiz yaşarmışım
yeni öğrendim
izmir deniz ve alsancak
sadece sen varken
var olacak
doldu yine gözlerim
sıksan kan damlayacak

uzun biliyormusun
uzakta geceler
her şarkıda ağlarmı
insan
bu kadarmı dar heceler
şiir olur akar yüzün
acıların bahçesine
susmaktan başka birşey
düşmez
yalnız adamın hecesine

burada şimdi yanyanız
ama
yarın
bir uçuruma
götürücek aşkımızı
bir kez daha sınayacak
beni zaman
otobüs giderken ki
bakışın gelecek aklıma
alsancakta gezmelerimiz
biraver nargile
ve çocuksu hüzünlerimiz

hayat sensiz sevilemeyecek
kadar kaypak
sen benim büyümemiş çocuğum
masum saf temiz
hayatın sert yüzü
hiç törpülememiş ellerini
bak benim gözlerime
neler geçti içimden
neler kaldı göreceksin
ve sende benim gibi
hayata güleceksin

yarın bir otobüs kalkacak
acımadan hiç,
umursamadan otuz üçüncü koltuğu
bilmeyecek bir şehri
taşıyor
hiç bilmeyecek
içinde bir adam
koca bir aşk yaşıyor
hüzün yağacak yolculuğa
yarın bir adam gidecek buradan
ve koca bir kan damlası
akacak kalbindeki yaradan.

13 aralık cumartesi

mektup

Cumartesi, Temmuz 12, 2008 ·

ucu yanmaz
benim mektuplarımın
ya küldür yazdıklarım
yada bir kalptedir
aklımdaki yarınlarım
bir kağıda bile
söyleyemem sevdiğimi
ki nasıl paylaşayım
bir kalemle kağıda
bütün hüzün gecelerimi
adımlarım yetmez sana
her sigara bitiminde
aklıma gelişlerin
bir cinnet salar
kalbimin ortasında
tutmak isterim
ama bilirim
uzaksın bir şehir kadar
bilmek isterim
hangi gönülde
adın yazar
görmek isterim
kim almış seni
aklına benim kadar
bir mektup yazmıştım
sana senin kadar
ki hiçbir mektup
yanmamıştır sana
benim kadar.

Oğuz Bakış

mezarlar ve ölüler

Cuma, Nisan 18, 2008 ·


ben ölüler gördüm gözlerinde yaşlar,
geçmişlerini ararlar
soğuk topraktan çekinip,
başlarında beyaz bir taş,
isimleri kazınmış,
kaderlerinde boyuna yaş,
hep ararlar sevdalarını,
hayatı zindan eden,
ama aşıktırlar ölüyken bile,
görmek isterler sevdiklerini
gezerler gündüz gece,
duramazlar yerlerinde.

bir mezar için,
illa toprağa yok gerek,
seni sevemeyenin yüreği
mezardır işte ilelebet,
ölüler gördüm yaşarlar,
bir kuru umuda,
mezarları dar gelir,
dolanırlar aramızda bir bir,
aşıklar ölmez dedikleri,
herhalde böyle birşeydir.

18.08.2008


sevebilmek

Pazartesi, Şubat 25, 2008 ·


" dinlendiğin durak, sevdiğinin yüreğidir
   söylediğin her söz, sevdiğinin eseridir"

bedenim ızdırabı yaşarken dünya acılarında
ruhumu senin arınmış sularında yıkıyorum
ne zaman dara düşse bu küçük çocuk
ne zaman yorulsa
bildiği en korunaklı sığınağa ulaştırır kendini
senin kollarına.
hiç bir şey acı değildir artık
sen beni sardığında.
dünyamı terkedip içimden
sana göçtüm bütün benliğimle
sevdim burayı
sevdim yüreğini
çok sevdim ben seni.

25.02.2008 22.35

selence

Çarşamba, Şubat 6, 2008 ·


" sevdiğinin adıyla başlar sevda"

gizli bir kitabeyim ben,

selence yazılmış,
beni okuyamazsınız, uğraşmayın.
siz anlamazsınız gözlerimin rengini,
sözlerim anlamsız belki herkes gibi.
siz hiç göremezsiniz rüyalarımı,
bilemezsiniz,
onun yüreğinde dindirdiğim acılarımı.
bir kitabeyim ben,
selence yazılmış,
okumayın, anlayamazsınız,
sevdiğim kadın yazar beni,
bir tek o anlar sevda yüklü gemimi.

06.02.2008 - 03.13

şair

Çarşamba, Şubat 6, 2008 ·


yetmiyor ki sevmeyi anlatmaya bir kuru seni seviyorum,

ben yazmaya müsait yanlarımla, anlatmaya hevesli,
ama olmuyor, bir aşkı sözlerle anlatamıyorum.
ben değilim sözlerin sahibi, aracıyım sadece
sen doldurdun mürekkebi, kağıtlara yazdırdın adını,
yüreğime doldun, şiirime aktın belki habersiz,
mümkün değil, sen olmasan, bir hiç benim şairliğim,
bilmiyorlar onlar, okuyorlar hep sevdiğim kadını.

04.02.2008 - 22:04

aşkla dolan adam

Pazar, Ocak 13, 2008 ·


şehir üşütmüyor beni artık,
ne rüzgarı ne karı,
içimde bir yangın yeri,
mevsimlere aldırmıyorum,
hepsi sen kokuyor,
günlerden sen,
ve zaman seni işlerken,
bu adam aşkla doluyor.

06.01.2008 23:38

« Önceki ::